ABDULKADİR's profileABDULKADİR's spacePhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
January 28 işte bu yaBaris Manço Fransa'da bir televizyon kanalinin canli yayinina konuktur... Küstah bir spiker vardir ve Baris Manço ile dalga geçmektedir... Sürekli, "iste Türk, yani barbar, vahsi vs..." demektedir... Baris Manço daha fazla dayanamaz ve spikere "yaninizda kâgit para var mi?" diye sorar! Bu soruya spiker sasirir ve "evet var ama n'olacak" der...Baris Manço israr edince spiker cebindeki kâgit paraları çikartir... Bu olaydan az önce Baris Manço canli yayinda "Anahtar" adlı sarkisini söylemiştir... Bu sarkinin bir bölümü söyledir: "Bes Akif- bir Saat Kulesi, iki Kule-bir Fatih, bes Fatih-bir Mevlana, iki Mevlana-bir Sinan" (Baris Manço / Anahtar sarkisi / Darisi Basiniza Albümü / 1992) Bu sarki bir matematik sorusudur ve sarkida adi geçen kisiler o dönemdeki Türk parası olan banknotlarin arkasinda fotografi olan kisilerdir... Baris Manço spikere sorar: "Bu paranizda fotografi olan kisi kim?" Spiker:"General......." Baris Manço diger paralardaki fotograflari olan kisileri de sorar, spikerin verdigi cevaplar hep aynidir, "General.......", "Amiral...........", "Komutan............." Spikerin bu "falanca General, falanca Amiral, falanca Komutan" cevabından sonra, bu sefer de Baris Manço cebinden Türk paralarini çikarir... Spikere der ki: "Bu parada fotografi olan kisi Mehmet Akif Ersoy'dur. sairdir... Bu fotograftaki kisi Mevlana'dir. Düsünürdür... Bu paradaki fotografi olan kisi Fatih Sultan Mehmet'dir. Adaletin sembolüdür... Bu paradaki kisi ise Atatürk'tür. "Yurtta baris, dünyada baris" diyen kisidir... Bizim paralarimiz bunlar... Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medeni insanlar olduğumuz için paralarimizin arkasına "sairlerimizin", "düsünürlerimizin","bilim adamalarimizin" fotograflarini bastik... Siz Fransizlar kendiniz barbar, vahsi oldugunuz için paralarinizin arkasina hep savas Adamlarinin fotograflarini basmisiniz!" der... Baris Manço'nun bu müthis cevabindan sonra televizyon yöneticileri Canli yayini keserler ve spikeri oradan kovarlar, baska bir spiker yerine gelir ve canli yayin yeniden baslar, yeni spiker Baris Manço'dan ve Türklerden özür diler, programa böylece devam edilir.. DÜŞÜNDÜRECEK BİR OLAY![]() Jack yavaslamadan once Takometreye bakti: Hiz limitinin 50 oldugu yerde 73 ile gidiyordu ve son dort ay icerisinde dorduncu defa polis tarafindan durduruluyordu. Bir insan nasil bu kadar sanssiz olabilirdi? Jack arabasini saga cekti. "Insallah su anda yanimizdan daha hizli bir araba gecer" diye dusunuyordu. Polis elinde kalin bir not defteri ile arabadan indi. Bob? Bu Polis Kiliseden Bob degilmi? Jack iyice arabasinin koltuguna sindi. Bu durum bir cezadan daha kotuydu. Kiliseden tanidigi bir Polis, arkadas olduguna bakmaksizin birini durduruyordu. Hem de hizli gidip, trafik kurallarini ihlal ettigi icin. "Merhaba Bob. Birbirimizi yeniden boyle gormemiz cok ilginc" "Merhaba Jack" Bob gulumsemiyordu. "Beni, karimi ve cocuklarimi gormek icin eve giderken yakaladin" "Evet oyle" Bob umursamaz gorunuyordu. "Son gunler eve hep cok gec geldim. Cocuklarim beni uzun suredir hic gormedi. Ayrica Diana bana bu aksam Patates ve biftek yiyecegimizi soyledi. Ne demek istedigimi anliyormusun?" "Evet ne demek istedigini anliyorum. Ayrica trafik kurallarini ihlal ettiginide biliyorum." diye cevapladi Bob. "Eyvah! Bu taktik fazla ise yaramayacak gibi. Taktik degistirmek gerekli" diye dusundu Jack "Beni kac ile giderken yakaladin?" "Yetmis. Lutfen arabana girermisin?" dedi Bob. "Ah Bob,bekle bir dakika lütfen. Seni gordugum anda Takometreye baktim. Sadece 65 ile gidiyordum." "Lutfen Jack, arabana gir" diye usteledi Bob. Jack cani sikkin bir sekilde arabasina girdi, kapiyi carparak kapatti. Bob not defterine bir seyler yaziyordu. "Bob niye benim ehliyetimi ve araba ruhsatini istemiyorki" diye dusundu Jack. Ne olursa olsun, bundan sonra kilisede bu adamin yanina oturmaktansa, birkac Pazar Jack kiliseye gitmeyecekti. Bob kapiyi tiklatiyordu. Jack arabasinin penceresini 5 cm kadar acti. Bob Jack'a bir kagit verdi ve gitti. "Ceza degil bu" diye kendi kendine soylendi Jack. Bir anda sevinmisti. Bu bir yaziydi ve kagitta sunlar yaziyordu: "Sevgili Jack, benim bir kizim vardi. Alti yasindayken cok hizli araba kullanan biri tarafindan olduruldu. Bu kazadan dolayi, adam cezalandirildi. 3 ay hapishane cezasiydi bu. Bu adam hapishaneden cikinca kendi cocuklarina sarilip, opup, onlari tekrar koklayabildi. Ama ben... Ben kizimi tekrar koklayabilip, opebilmek icin, cennete gidinceye kadar beklemem gerekiyor. Bin defa adami affetmeye calistim. Bin kerede basardigimi zannettim. Belki basarmisimdir, ama hala kizimi dusunuyorum. Lutfen benim icin dua et ve dikkat et Jack, tek bir oglum kaldi." Jack 15 dakika kadar bir sure yerinden kipirdayamadi. Daha sonra kendine gelip, yavas yavas evine gitti. Evine varinca, cocuklarina ve karisina sikica sarildi. Hayat cok degerli, surekli dikkat et. Dikkatli araba kullan ve baskalarinin hakkina saygi goster. Hicbir zaman unutma, istedigin kadar araba satin alabilirsin, ama insan hayatini... karar vermeKöyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu
Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış: "Acele karar vermeyin.Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında en değerliEn Değerli İnsan İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri, bayramlar da ilginç armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma fırsatlarıydı. Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. İstediği; birer karış yüksekliğinde, altından, birbirinin tıpatıp * Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insan da makbul * En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır. Bu October 30 BUGÜN BAŞARI IÇIN NE YAPABİLİRSİNİZ?
October 28 ................. yüzünle konuşuyorum şimdi! bir beyaz hayal seriliyor çimenlerime; papatyalara benziyor...(dönüyor sonra sarışın bir kuş sürüsüne..) gözlerinde dokunuyorum güzelliğine.. seni özlüyorum anlamıyorsun tutup öldürüyorum birini (sevgim kanıyor..) gömüyorum sineme... sustum!.. ............ ellerini tutuyorum şimdi! başak dolu bir ova nazlanıyor gözümde.. göçüyor harman yerlerine..(rüzgara direnen yaba gibi) bir inip bir çıkıyorsun gene de, sen duymuyorsun samanların arınıyor tenimde tanelerinde acıkıyorum... parmaklarını yiyorum kimse görmüyor benimdir onlar, vermem geriye... sustum!.. ............ saçlarını kokluyorum şimdi tel tel güller doluyor bahçelerime.. kar mevsimini düşünmüyorum hiç!..(leylekler ağaç tepelerinde) kim demiş! doruklar beyaz değil!..beyaz değil işte.... sen görmüyorsun yazdan kalma güneşle eğiliyorum kırmızıların solmasın diye. sustum!... ........... uzaklığını ölçüyorum şimdi.. mesafeler artıyor içimde.. yollar büklüm büklüm..yollar dikine...(noktam derinleşiyor gitgide) sen bilmiyorsun kilometre taşlarını kaç kez saydım dersin... bir tanesi bile yoktu kapının önünde... bir kürek kor ateş bulup üfledim yüreğime... Suskunlugumu bozarsam kiyamet kopacak gibi...Yorgunlugum , yuregimle savasim ve hayatla kavgam... Yuregimdeki aciya , icimde kopan firtinalara daha ne kadar tahammul edebilecegimi bilmiyorum? Seni sensiz yasamayi ben cok uzaklardan gelirken terketmis olmak isterdim.Onume takilan her engeli cok uzaklarda birakmis olmak isterdim.Gercekten sevenlerin birbirine kavusamadigi dogru mudur? neden yuregim seni icinden cikartmak istedikce daha da derinlere batiyorsun?Artik gercekten icime islemissin biliyor musun , hucrelerimde bile hissediyorum seni... Yoklugun , burdaki yoklugun tarif edilemeyecek bir duygu.Ben cok uzaklarda seni sensiz yasamaya calisip yapamazken , burda nefes alamadigimi hissediyorum cogu zaman.Bu bombos kalabaligin icinde sana denkgelme umudumu bile kaybetmek , bir hastane odasina guluslerimi saklamak ve bir takvim yapraginda gun hesaplamak...Ya senin yasadiklarin , daha nereye kadar yuregine aci yukleyeceksin?Daha nereye kadar sevindirmeyen zaferler kazandiracaksin yuregine? Disari ciktiginda ne olucak? Her cikanin saskinligi nasil bir seydir? O sana da ugrar mi? Hayattaki hic bir zorundaligi sevmeyen biri oldugunu biliyorum ama aklini guzel kullanmak zorundasin artik , aklina eseni degil aklina yatani yapmak zorundasin.Zamansiz patlamalari degil sessiz volkanlari beklemelisin.Kendi dogrularinla hayattaki dogrulari birbirine uyarlamak zorundasin.Artik dusunmek zorundasin kendini... Seninle yasadigim bu sevdayi ne benim , ne de senin gibi yasayan bir insan daha bulamam yeryuzunde bence.Ne sen seni benim gibi seven bir insan bulabilirsin , ne de ben cikardigimi dusundukce derinlere sakladigim seni yuregimden sokup atabilirim.Ne garip bir sevda ki bulusturmadi bizi , kactikca yakalandik ama yakalandikca da kactik birbirimizden.Ne sen affettin beni ne de ben seni ama gozlerimiz birbirine hic kusemedi... Yuregimle savasim , hayatla kavgam ve sen... Kucuk bi selam gondermek bile agirlik yapiyor artik yuregimde... Suskunlugumu bozarsam kiyamet kopacak gibi... son muSon sözü söylemenin sözüm ona keyfini yaşarken filmlerdeki gibi 'ceketimi aldım ve arkama bile bakmadım' repliğini eşe dosta böbürlene böbürlene anlatırken bir daha dönmeyeceğine emin misin?.. Büyük bir gürültüyle içerdekinin yüzüne çarptığın kapıyı, bir süre sonra nazik nazik tıklamayacağından hiç şüphe duymuyor musun?.. Yataktan kalkarken aylarca aklında hep yanında olurken artık birkez daha dokunmayacak kadar onurlu musun?.. Merdivenlerden hışımla inerken sildiğin telefon numaramı tekrar yazmayacağına dair ettiğin yemini tutabilecek misin?.. 'Beni bir daha arama' diye bağırırken 'Beni bir daha aramayacak' kadar kendine güveniyor musun?.. Ağız dolusu sövgülerin için yüzün kızararak özür dilemeyecek kadar karakterli misin?.. Aynı ismi taşıdığımız arkadaşına seslenirken aklına gelme olasılığım seni rahatsız etmiyor mu?.. Bir süre sonra ortak arkadaşlarımıza 'ne yapıyor, iyi mi' diye sormayacağından... Başka biriyle gördüğünde üzülüp, sinirlenmeyeceğinden... O akşam yağmura aldırmadan niçin kendini yerlere atıp, hıçkıra hıçkıra ağladığını eşe dosta izah edecek mazeretlerin hazır mı?.. Bazı şarkılarda özellikle bizim yıldız tilbe şarkımızda gözünden akan suyun yaş olmadığına inandırabilecek misin yanındakini?.. 'Ne olur gitme' derkenki halimi, yaşlı gözlerinle 'Ne olur, hata yaptım' derken yaşamayacağından... Yalvarırken bıraktığın bana bir şans daha için yalvarmayacağından... Perişan bırakırken, perişan dönmeyeceğinden, emin misin? Terk edip giderken, dönmeyeceğine söz verir misin?.. March 02 uzaktaki sevgiliye
Uçurumun kıyısındamı yaşamak? insanın dilekleride bir yere kadar.. sonu geliyor işte.elini sol yanına koyduğunda ıssız olduğunu hissediyorsun.umutların yeşerecek derken,birden kuruyup gittiğine şahid oluyorsun. bu günde sensiz geçti sewgili.... bu gün yüreğimdeki umut mumlarından birine daha üfledim! sensizliği doyasıya yaşadığım şu günlerde,sana hasret olduğumu yalanlıyorum.. cesaretim yok!inan kendime bile söyleyemiyorum çoğu şeyi. yokluyorum bazen içimde biryerleri,son kalan sewda parçalarını usul usul okşuyorum.. bir çift siyah göz geliyor gözlerimin önüne, uzak bakışları serin,anlamı derin, we artık benim değil.. ben küçükkende uğursuzdum zaten: ne dondurmam külahımda dururdu,ne de toz leblebilerim rüzgara dayanabilirdi.. oyuncaklarım bile soğuktu.. şimdi olmaman okadar da şaşırtmıyor yani. nasıl olsunki?? sarı saclı bebek misali,çok ama çok istedim seni.. özlemlere kucak açtım sewgili,mesafelere doydum ellerin yerine. sigaramı soludum sacların yerine.. belki bir gün diyorum şimdi. olur ya hayat insafa gelir. kimbilir??? January 26 üzgünümBenim Sevdiğim Laflar'a girer.. "Keşke insanları geldikleri gibi atabilsek yüreğimizden.." sevmek, sevilmekten daha güzeldir. Ben sevmeyi severim.. Sevdiğim de beni severse ne ala.. Ben bu "Ne ala"yı doyasıya yaşamadım hiç.. Bana olan sevgilerini anlatmak için sözcük bulamadıklarını söyleyenler, ertesi gün terkedip gittiler.. Hayatta en nefret ettiğim şeydir acınmak.. Hele bir sevgi dilencisi gibi acınmak.. Sevmek benim.. Kime ne?.. Umut da benim, eğer umutlanıyorsam kime ne?.. Bitince biter ya.. Bir de umudun bitince biter, yaşam.. O zaman devam.. Sevmeye devam!.. ÜZGÜNÜM MAZİMGEL October 24 halet
October 21 SEN YASEN DÜNYANIN EN AKILLI INSANISIN...
Savaş olmaz eğer sen istersen. Eğer sen istersen tozu dumana katarsın, Çaresiz dert, çözümsüz hastalık kalmaz. Silinmeyen derin izler bırakırsın eğer sen istersen… Görüyorum ki istemiyorsun. Gününün yarısını dedikodu ve chat yapmakla, diğer yarısını da magazin programlarını izlemekle geçiriyorsun. Sence hakkını veriyor musun aldığın oksijenin. Sence yakışıyor mu bu sana. "Ben tek başıma ne yapabilirim ki?" diyorsun, sürekli aşağılıyorsun kendini. Bunu yapma ve unutma! Dünyayı daima bir kişi değiştirmiştir. Tarih kitaplarında yazan doğru değil! Parayı Lidyalılar bulmadı. Parayı bir tane zavallı Lidyalı buldu ve dünyayı değiştirdi. Yazıyı da Sümerler bulmadı aslında. Belki de sümüklü bir Sümerli buldu yazıyı :)… Dünyayı hep bir kişi değiştirdi. Sana, bana benzeyen bir kişi. Şimdi bi daha düşün! Kendini düşün! Sen de bir kişisin, tıpkı Einstein gibi, Newton gibi, hatta Fatih gibi, Kanuni gibi, Atatürk gibi bir kişisin. Seni engelleyen ne peki? Hani sen ezelden beridir hür yaşamıştın, hani kükremiş sel gibiydin, bendini çiğner aşardın, enginlere sığmazdın hani… Hani sana zincir vuracak bir çılgın tanımıyordun. Ne oldu? Sana ne oldu? Kendi kendine zincirler vurdun! "Ben tek başıma ne yapabilirim ki?" dedin, diyorsun! Hadi kendine gel, yeniden hatırla ve sonsuza kadar unutma! Sen "O"sun! Sen dünyanın en akıllı insanısın! (ERDAL DEMIRKIRAN'IN KİTABINDAN ALINTIDIR) BASİT BİR TERCİH YAP ! YA BİR İZ BIRAK, YA DA İS. . . August 04 TÜRKİYE...TÜRKİYE......TÜRKİYEBu konu düzelene kadar eposta yöntemiyle hatırlamaya da devam etmeliyiz. ******* 'Turkey kelimesi Osmanlı imparatorluğunun son zamanlarında ilk defa İngiliz kaynaklarında, biraz da alay ifade ederek kullanılmıştır. Bazı ülkeler kendilerini GREAT=BÜYÜK, ÖNEMLİ - olarak nitelerken Ülkemizin bir kümes hayvanının ismi ile anılması kabul edilemez. Kelimenin iticiliği ve ülkemizi ne şekilde ifade edeceği düşünülmeden Adeta ülkemizin isminin İngilizce ifadesi imiş gibi Türkler tarafından da kullanılmış ve kullanılmaktadır. Özel isimler bir başka dilde de aynı şekildedir. Bir zamanlar Habeşistan olarak bilinen ülke tüm Dünyaya adının Etiyopya olduğunu ve bundan böyle Habeşistan olarak gönderilen hiç bir postanın alınmayacağını açıklamış ve tüm dünya Etiyopya adını kullanmaya başlamıştır. Ya Türkiye !, Bir kümes hayvanının adı ile anılıyor. Uluslararası toplantılarda ülkemizi temsil eden başta sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm görevlilerin önünde 'HİNDİ' anlamında 'TURKEY' yazıyor. Bundan rahatsız olmamak mümkün mü ? Örneğin Mısır. Bu ülkeye Mısır adını biz veriyoruz. Kendileri Mısır adını kullanıyorlar mı? Uluslararası alanda adı Mısır olarak mı geçiyor. O ülkenin adı 'Mısır Arap Cumhuriyetidir. 'ikinci adı yoktur. Arapça yazılışı ile mim , sad ve r harflerinden oluşur ve 'şehir, ülke' anlamındadır. Bizim kullandığımız mısır ile ilgilisi yoktur. Benzerlik nedeniyle ve Türk dilinin fonetiği nedeniyle Mısr yerine kullanılıyor. Ama sadece biz kullanıyoruz. İngilizler Egypt diyor. Ülkelerden bir tanesi kendi dilinde bize hindi dese dikkate almayabiliriz. Bir başka örnek ise Hindistan. Siz hiç uluslararası bir toplantıda Hindistan diye bir kelime gördünüz mü? Aynı hata. Hindistan bu ülkeye Sadece Türklerin verdiği bir isimdir.Uluslararası isim değildir. Malezya mal mı oluyor diyenler de aynı şekilde.Bizim ismimiz Türkiye kelimesi bir ülkenin dilinde başka anlama gelebilir.Bu önemli değil. Bütün dillerde tek tek ülkemizin adının iyi anlama gelmesi gerekmez. Ancak bir de uluslararası ülke isimleri vardır. Uluslararası toplantılarda bu isim kullanılır. Türkiye'nin uluslar arası toplantılarda adı İngilizlerin söylediği Turkey olarak geçiyor. Varsın İngilizler Turkey demeye devam etsin. Ancak bize Turcia, Turkia gibi Değişik şekillerde söyleyenler de var. Onlar da devam etsinler. Ancak uluslararası bir toplantıda ülkemizin adı bizim söylediğimiz şekilde Türkiye olarak geçmelidir. Diyorlar ki Türkiye kelimesinde bulunan ü harfi Avrupa dillerinde yokmuş. Bu nedenle sorun oluyormuş. Avrupa Birliği toplantısında Türkiye delegesinin önünde Turkey=Hindi yazarken Yunanistan delegesinin önünde bırakın Latin harflerini Yunan alfabesi ile ELLAS yazıyor. Yunanlıların hiç bir harfi batı alfabesinde yok. Ülkesini ve dilini seven Yunan delegesini kutluyorum. Türk delegesine söyleyecek söz bulamıyorum. ASLINDA YAPILACAK TEK ŞEY HÜKÜMETİN BİR AÇIKLAMA YAPARAK 1 YILLIK GEÇİŞ SÜRESİ SONUNDA TURKEY YAZILI HİÇ BİR POSTA'NIN KABUL EDİLMEYECEĞİNİ DÜNYAYA AÇIKLAMASIDIR. HABEŞİŞTAN BÖYLE YAPTI. ETİYOPYA OLDU. BİZ BÜTÜN LOGOLARIMIZI TÜRKİYE DİYE YAZSAK DA TURKEY DİYENE ENGEL OLMAYACAKTIR. BU NEDENLE RESMEN BELİRTTİĞİMİZ YOL İZLENMELİ. Medya ve Hükümeti göreve davet edelim. 'Republic of Turkey = Hindi Cumhuriyeti' Bu ismi istemiyoruz. 'Republic of Türkiye' olmalı. Bu kampanya sonuç alınıncaya kadar sürecektir. Elbet bir gün bu ülkenin adının Türkiye olduğu ve Turkey olarak gönderilen postaların alınmayacağı dünyaya ilan edilecektir. Uluslararası toplantılarda Cumhurbaşkanımızın önünde Turkey (Hindi) değil Türkiye yazdığı günler gelecektir. Sadece eski fotoğraflara bakarken Turkey yazısını görüp 'Ne kadar duyarsız' olduğumuza şaşıracağımız günler gelecektir... July 31 tükenmeye başladı her şey![]() Tükenmeye başladı herşey... Cümlelerim daha cok devrilmeye basladı son zamanlarda.. . Daha hizli cöker oldu,karanlik tozlu...Aksamlarina ... Ve daha cabuk tükenmeye basladi hersey.. Daha bir donuklasti bakislarim.. Daha agir ilerliyor artik Sensiz her saat... Sonsuz her dakika... Ve birakmak vazgecemediklerimi. .. Daha derinlere inebiliyorum. . Artik nefesimi daha uzun tutarken, Ve daha sert vuruyorum dibe.. Cigliklarimi daha az yutarken... Daha da sessizlesiyorum gecen her günde... Daha da hissizlesiyorum. . Her daha cok Sensizlestigimi fark ettigimde... Ve gecen her gün biraz daha az Sen kokuyorum. Artik yasamak daha zor,biraz daha kutsanmis Her geceyi ve ölüm biraz daha yakin.. Bulamadikca aynalarda,Sende kalan beni... Söküp atamadikca icimden bende biraktigin Seni... Artik bilerek bekliyorum her henüz gelmeyisini .... Ve daha acik secik görüyorum daha fazla gecikisini.. . Ve daha cok seviyorum Seni, Seni sevmeyi, Seni cok sevmeyi, Seni daha cok sevmeyi. Artik daha cok korkuyorum hirpalamaya baska duraklarda buldugum gölgeni. Ve sonunda yastigima dagitip rüyalarima hapsettim Seni. Hayalin daha canli simdi ve gözlerin daha nemli. Daha dayanilmaz artik Seni Sensiz sevmek. Ve daha imkânsiz cebimde kalan son Seni birakmak ve tekrar tekrar susmak... Kokunu her uyanınca unutmak... Ve ben artik daha pervasiz ve Sen daha insafsiz... Ve ben daha yalniz... Sen daha duyarsiz. Ve ben daha umarsiz... Daha savunmasiz.. . Daha dermansiz. Ve Sensiz her sey daha tuzsuz tatsiz ve her yer daha issiz daha bucaksiz. özlemimsin![]() Şu anda cok uzaktasın, beni düşünüyor musun, bilmiyorum? Ama ben hep seni düşündüm bugün, hiç aklımdan çıkmadın, attığım her adımda, yaktığım her sigaramdaydın.... Seni öyle cok özlüyorum ki, zaten cok uzaklardaydın, bugün klevyeme dokunan parmaklarım bile sana kavuşamadı...Bugün bir başka hüzün çöktü yüreğime, ne yapsam ,ne etsem silinip atılamadı. Seni şimdiden öyle çok özledim ki...İçim acıyor, sanki anlamsız bir keder çöreklendi yüreğime, gitmek bilmiyor... Seni öyle çok seviyorum ki, istersen sor bugün benimle olan yüreğime akan gözyaşlarıma sor istersen, yüreğime sor, giderken yanına aldığın yüreğime sor, anlatsın seni ne çok sevdiğimi....ne cok özlediğimi... Seni öyle çok özledim ki, sanki bugün yine şehir benimle ağladı...Gözyaşlarım yağmurun kilere karıştı....hava kasvetli, ben bir büyük acı.. senden başka kim bilebilir, çektiğim bu sancıyı? Yürüdüm yağmur da, ellerim üşüdü yine.... Gözyaşlarım, yağmura karıştı....Yüreğim ise sıcaktı, Giderken yanında götürdüğün için o hep ılık bir sevda sıcaklığındaydı..... Biliyor musun? ne zaman biri bana canım dese, senin seslenişin kulaklarımda çınlıyor, irkiliyorum, mutsuz musun gene? Gene yüreğin mi acıyor diye düşünüyorum...Ne zaman yalnız birini görsem, senin suliyetin sanıyorum, ne zaman bir ayak izine takılsa gözlerim, yüreğime geldiğin günler de bıraktığın ayak izleri aklıma geliyor, ürperiyorum..... Yokluğunda neleri yitirdim... sen yoksan, gül güzel kokmuyor eskisi gibi, ne de güneş içimi isitiyor, ne de yağmurdan sonra toprak kokusu geliyor burnuma, buram buram... Yokluğunda neleri yitirdim, sen yoksan artık gülüşüm bile içten değil, şen kahkahalar atanlara imreniyorum hanidir...sen yoksan, ipekler bile dalıyor bedenimi, sakin yanlış anlama.. sitemin sana değil bebeğim, sitemim aşka... Sana aşık olmasam, sensiz günlerde böyle mutsuz olmazdım, sen, sen diye yakarıp, sabahlara kadar yıldızları saymazdım...Görüyor musun yokluğunda neleri yitirdim..ama sitemim sana degil...sitemim AŞKA!!! SANA NASIL SiTEM EDEBİLİRİM? BEN SADECE SENİ SEVMESİNİ BİLİRİM... yar![]() Bitti sanmıştım, unuttum demiştim, ömrümün geri kalanını sensiz geçirebileceğim fikrine bile kendimi inandırmıştım!... En büyük yalan, insanın kendine söylediği yalanmış geç anladım. Kaleminden çıkan birkaç cümleyle gözlerimin karşılaşması, yüreğimin seni yeniden hissetmesi, beynimin içine kazınan kare kare resimlerin ve kalabalıklar arasında yaşadığım başıboş dalıp gitmelerim!... Seninle yaşadığı bir günü, tüm geçmişine ve geleceğine denk tutan bir ruhu, mahşere kadar taşımak zor gelecek biliyor musun?... Öyle ya bir yağmur da, bir göl kenarında, gözlerinden içtim yağmur ve gece kadar yoğun şarabı ben!... Gece senin derinliğindir ben de, yağmur benim yüreğimin sağanakları... Aklıma düşmeye gör, en fırtınalı denizde yolunu kaybeden en acımasız dalga olur bakışlarım... Dalgalarımın kayalıklarla buluştuğu an çıkan sesleri duymanı hiç istemem! Canı çok acıyan bir deniz ağlıyor dersin eminim... Seni özledim, anlıyor musun, özledim!!! Gördüğüm her kuşun kanadına gözlerimi koyuyorum, bulunduğun diyarlara gelirler de seni görürüm diye... Sana " yar" diyorum, " yaralarım" kanıyor... Sana "yara" diyorum, tüm sözlerimin öznesi oluyor " yar' a"... Yara giden yolda kocaman bir yaram var!! July 24 güneşimGüneşmi ay` a aşık, Yoksa ay`mı güneş`e bilinmez. Benmi ay`ım senmi güneş`sin belli değil, Yada benmi sana aşığım, Senmi bana belli değil. Ay`la güneş her an. Birbirlerini kovalar giderler. Her an sıcaklıklarını hissederler. Ne zaman ayrıldıkları bilinmez, Ama onlar birbirlerini seviyor. Kavuşacakları günü beklerler, Her an her saniye. Belki sen ay`sın bende güneş, Belki kavuşuruz. Bir gün benim sıcaklığım yakacak seni, Yada senin ışığın çekecek, Beni sana bilinmez. July 11 ufak bir hatırlatmaÇocuklarını hayırlı bir evlat olarak yetiştirmeye gayret et ki, millet de sizi hayırla yad etsin.
SEVGİLİ GELİN HANIMLAR!…
dikkat
1) amerikalı gibi giyinen, Fransız gibi eğlenen,İngiliz gibi yemek yiyen, Alman gibi yaşayan, yaşantısına ve düşüncelerine baktığınızda da, karşınıza tam bir batı hayranı olarak çıkan insanlar MİLLİ MANEVİ DEĞERLERE sahip çıkması düşünülebilirmi? 900 Yıl Dnyayı yöneten Müslüman Türk Milletinin Mili Ve Manevi Değerlerini Yok Saydık 900 Yıl Dünyayı yöneten Müslüman Türk Milletinin milli ve manevi değerlerindensadece cenaze teşrifatını aldık Öldüğümüzde İslamı Hatırlar Olduk 2) Bu siteyi açmamdaki sebep dine saldıran zavallıları sizlere tanıtmaktır bilmediklerinizi gizlenen gerçekleri hak dostlarına yapılan zülümleri, ülkemiz üzerinde oynanan oyunları yazılamayan yazıları islam dinine saldıran yobazları elimizden geldiğin ceye kadar sizlerle paylaşacağız 3) bana tehdit meilleri atanlar yorumlarda küfredenler kendilerine kemalist, laik, demokrat diyen zavallılar ben nasıl burada bırşeylerı paylaşıyorsam insan gibi sizler de görüşlerinizi paylaşabilirsiniz ama sizin insanlıkla bir bağınız yok bunu beceremessiniz sizler değilmisiniz namazını kılana yobaz diyen başını örtene geri kalmış örümcek kafalı diyenler sizler değilmisiniz adalet bunun neresınde işinize geldiği zaman laiklik diyorsunuz demokrasıden bahsedıyorsunuz soruyorum size üniversitelerde başı örtülü diye görmediği rezillik kalmıyor adalet bumu yaşlı insanlar kimliklerinde resimleri örtülü diye hastanelerden kovulmadımı bu insanların suçu neydi üniversitelerde alem yapmak içki içmek zina yapmak her türlü pisliği yapmak serbest allahın emrettiği başörtüsünü takmak yasak bunun anlamı İSLAM ÜLKESİYİZ AMA GAVURLARIN KONTROLUNDEYİZ BATININ KÖLESİ OLMUŞUZ 100 de 99 u müslüman denilen bir ülkede din yoksulu beyinsiz kafirler istedikleri yasaları çıkartıyor kimsenin sesi çıkmıyor ne kadar aciz ne kadar zavallı bir toplum haline getirildik kardeşler kendimize gelelim ne olur uyanalım batının kölesi olmayalım nefsimizin esiri haline gelmeyelim sokaklarda anadan doğma çırıl çıplak gezmek heryerde dolaşmak serbest ama bizizm bacılarımız analarımız örtüleri yüzünden hastanelere, üniversitelere alınmıyor sorgula bu düzeni esiri kölesi olmayalım biz osmanlı torunlarıyız bizler islam erleri mücahidleriyiz YIK ŞU KÖLE DÜZENİNİ AYAKLAR ALTINA AL BU KÖLE DÜZENİNİ HAK GELECEK BATIL ZAİL OLACAK ALLAHIN İZNİYLE SELAMLAR OLSUN OLSUN DAVA DOSTLARINA SELAMU ALEYKUM İletişim Önerileriniz Bize İletebilirsiniz Allaha Emanet Olun |
|
|