ABDULKADİR's profileABDULKADİR's spacePhotosBlogListsMore Tools Help

Custom HTML

http://tr.netlog.com/go/explore/videos/videoid=545073

ABDULKADİR UZUN

Occupation
Location
Interests
Photo 1 of 24
More albums (1)
zamanınızı boşa geçirmeyin
February 03

pöf

SilEmİyOrSaN KaRıLaYaCaKsIn.........
January 28

işte bu ya

Baris Manço Fransa'da bir televizyon kanalinin canli
yayinina konuktur...
Küstah bir spiker vardir ve Baris Manço ile dalga
geçmektedir...
Sürekli, "iste Türk, yani barbar, vahsi vs..."
demektedir...
Baris Manço daha fazla dayanamaz ve spikere
"yaninizda kâgit para var mi?" diye sorar!
Bu soruya spiker sasirir ve "evet var ama n'olacak"
der...Baris Manço israr edince spiker cebindeki kâgit
paraları çikartir...
Bu olaydan az önce Baris Manço canli yayinda
"Anahtar" adlı sarkisini söylemiştir...
Bu sarkinin bir bölümü söyledir:
"Bes Akif- bir Saat Kulesi, iki Kule-bir Fatih, bes
Fatih-bir Mevlana, iki Mevlana-bir Sinan"
(Baris Manço / Anahtar sarkisi / Darisi Basiniza
Albümü / 1992)
Bu sarki bir matematik sorusudur ve sarkida adi geçen
kisiler o dönemdeki
Türk parası olan banknotlarin arkasinda fotografi
olan kisilerdir...
Baris Manço spikere sorar: "Bu paranizda fotografi
olan kisi kim?"
Spiker:"General......." Baris Manço diger paralardaki
fotograflari olan
kisileri de sorar, spikerin verdigi cevaplar hep
aynidir,
"General.......", "Amiral...........", "Komutan............."
Spikerin bu "falanca General, falanca Amiral, falanca
Komutan" cevabından sonra,
bu sefer de Baris Manço cebinden Türk paralarini
çikarir... Spikere der ki:
"Bu parada fotografi olan kisi Mehmet Akif Ersoy'dur.
sairdir...
Bu fotograftaki kisi Mevlana'dir. Düsünürdür...
Bu paradaki fotografi olan kisi Fatih Sultan
Mehmet'dir. Adaletin sembolüdür...
Bu paradaki kisi ise Atatürk'tür. "Yurtta baris,
dünyada baris" diyen kisidir...
Bizim paralarimiz bunlar... Biz Türkler ince ruhlu,
kibar, medeni insanlar
olduğumuz için paralarimizin arkasına
"sairlerimizin",
"düsünürlerimizin","bilim adamalarimizin"
fotograflarini bastik...
Siz Fransizlar kendiniz barbar, vahsi oldugunuz için
paralarinizin arkasina hep savas
Adamlarinin fotograflarini basmisiniz!" der...
Baris Manço'nun bu müthis cevabindan sonra televizyon
yöneticileri
Canli yayini keserler ve spikeri oradan kovarlar,
baska bir spiker yerine
gelir ve canli yayin yeniden baslar, yeni spiker
Baris Manço'dan ve
Türklerden özür diler, programa böylece devam
edilir..

DÜŞÜNDÜRECEK BİR OLAY

 

Jack yavaslamadan once Takometreye bakti: Hiz limitinin 50 oldugu
yerde 73 ile gidiyordu ve son dort ay icerisinde dorduncu defa polis
tarafindan
durduruluyordu. Bir insan nasil bu kadar sanssiz olabilirdi?
Jack arabasini saga cekti. "Insallah su anda yanimizdan daha hizli bir
araba gecer" diye dusunuyordu.
Polis elinde kalin bir not defteri ile arabadan indi.
Bob? Bu Polis Kiliseden Bob degilmi?
Jack iyice arabasinin koltuguna sindi. Bu durum bir cezadan daha
kotuydu.
Kiliseden tanidigi bir Polis, arkadas olduguna bakmaksizin birini
durduruyordu. Hem de hizli gidip, trafik kurallarini ihlal ettigi
icin.
"Merhaba Bob. Birbirimizi yeniden boyle gormemiz cok ilginc"
"Merhaba Jack" Bob gulumsemiyordu.
"Beni, karimi ve cocuklarimi gormek icin eve giderken yakaladin"
"Evet oyle" Bob umursamaz gorunuyordu.
"Son gunler eve hep cok gec geldim. Cocuklarim beni uzun suredir hic
gormedi. Ayrica Diana bana bu aksam Patates ve biftek yiyecegimizi
soyledi. Ne demek istedigimi anliyormusun?"
"Evet ne demek istedigini anliyorum. Ayrica trafik kurallarini ihlal
ettiginide biliyorum." diye cevapladi Bob.
"Eyvah! Bu taktik fazla ise yaramayacak gibi. Taktik degistirmek
gerekli" diye dusundu Jack "Beni kac ile giderken yakaladin?"
"Yetmis. Lutfen arabana girermisin?" dedi Bob.
"Ah Bob,bekle bir dakika lütfen. Seni gordugum anda Takometreye
baktim. Sadece 65 ile gidiyordum."
"Lutfen Jack, arabana gir" diye usteledi Bob.
Jack cani sikkin bir sekilde arabasina girdi, kapiyi carparak kapatti.
Bob not defterine bir seyler yaziyordu.
"Bob niye benim ehliyetimi ve araba ruhsatini istemiyorki" diye
dusundu Jack.
Ne olursa olsun, bundan sonra kilisede bu adamin yanina oturmaktansa,
birkac Pazar Jack kiliseye gitmeyecekti.
Bob kapiyi tiklatiyordu. Jack arabasinin penceresini 5 cm kadar acti.
Bob Jack'a bir kagit verdi ve gitti.
"Ceza degil bu" diye kendi kendine soylendi Jack. Bir anda sevinmisti.
Bu bir yaziydi ve kagitta sunlar yaziyordu:
"Sevgili Jack, benim bir kizim vardi. Alti yasindayken cok hizli araba
kullanan biri tarafindan olduruldu. Bu kazadan dolayi, adam
cezalandirildi. 3 ay hapishane cezasiydi bu. Bu adam hapishaneden
cikinca kendi cocuklarina sarilip, opup, onlari tekrar koklayabildi.
Ama ben... Ben kizimi tekrar koklayabilip, opebilmek icin, cennete
gidinceye kadar beklemem gerekiyor. Bin defa adami affetmeye calistim.
Bin kerede basardigimi zannettim. Belki basarmisimdir, ama hala kizimi
dusunuyorum. Lutfen benim icin dua et ve dikkat et Jack, tek bir oglum
kaldi."
Jack 15 dakika kadar bir sure yerinden kipirdayamadi. Daha sonra
kendine gelip, yavas yavas evine gitti. Evine varinca, cocuklarina ve
karisina sikica sarildi.
Hayat cok degerli, surekli dikkat et. Dikkatli araba kullan ve
baskalarinin hakkina saygi goster. Hicbir zaman unutma, istedigin
kadar araba satin alabilirsin, ama insan hayatini...

karar verme

Köyün birinde bir yaşlı adam varmış. Çok fakirmiş ama Kral bile onu
kıskanırmış...Öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, Kral bu at
için ihtiyara nerdeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş ama adam
satmaya yanaşmamış.. "Bu at, bir at değil benim için; bir dost, insan
dostunu satar mı" dermiş hep. Bir sabah kalkmışlar ki,at yok. Köylü
ihtiyarın başına toplanmış: "Seni ihtiyar bunak, bu atı sana
bırakmayacakları, çalacakları belliydi.Krala satsaydın, ömrünün sonuna
kadar beyler gibi yaşardın.Şimdi ne paran var, ne de atın"
demişler...İhtiyar: "Karar vermek için acele etmeyin" demiş."Sadece at
kayıp" deyin, "Çünkü gerçek bu.Ondan ötesi sizin yorumunuz ve
verdiğiniz karar.Atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans
mı? Bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç.Arkasının
nasıl geleceğini kimse bilemez." Köylüler ihtiyar bunağa kahkahalarla
gülmüşler.Aradan 15 gün geçmeden at, bir gece ansızın dönmüş...Meğer
çalınmamış, dağlara gitmiş kendi kendine.Dönerken de, vadideki 12
vahşi atı peşine takıp getirmiş.Bunu gören köylüler toplanıp
ithiyardan özür dilemişler."Babalık" demişler, "Sen haklı çıktın.
Atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu
senin için, şimdi bir at sürün var.." "Karar vermek için gene acele
ediyorsunuz" demiş ihtiyar. "Sadece atın geri döndüğünü
söyleyin.Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini
henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç.Birinci cümlenin birinci
kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?"
Köylüler bu defa açıkçn ihtiyarla dalga geçmemişler ama içlerinden "Bu
herif sahiden gerzek" diye geçirmişler...Bir hafta geçmeden, vahşi
atları terbiye etmeyeçalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve
ayağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta
kalacakmış. Köylüler gene gelmişler ihtiyara."Bir kez daha haklı
çıktın" demişler. "Bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre
kullanamayacak. Oysa sana bakacak başkası da yok.Şimdi eskisinden daha
fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. İhtiyar "Siz erken karar
verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş."O kadar acele
etmeyin. Oğlum bacağını kırdı.Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar.
Ama acaba ne kadar doğru. Hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve
ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez." Birkaç hafta sonra,
düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile saldırmış. Kral son bir ümitle
eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler,
ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar.
Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden
gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş.
Köylüler, gene ihtiyara gelmişler... "Gene haklı olduğun kanıtlandı"
demişler. "Oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. Oysa
bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının
kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..." "Siz erken karar
vermeye devam edin" demiş, ihtiyar. "Oysa ne olacağını kimseler
bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler
askerde... Ama bunların hangisinin talih, hangisinin şnssızlık
olduğunu sadece Allah biliyor."


 

Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:

"Acele karar vermeyin.Hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında
karar vermekten kaçının. Karar; aklın durması halidir.Karar verdiniz
mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur.Buna rağmen
akıl,insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak
tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar.Oysa gezi asla sona ermez. Bir
yol biterken yenisi başlar.Bir kapı kapanırken, başkası açılır.Bir
hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu
görürsünüz."

en değerli

 
 
En Değerli İnsan
İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar ama her
fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri, bayramlar da
ilginç armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma
fırsatlarıydı. Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli
heykeltıraşını huzuruna çağırdı.

İstediği; birer karış yüksekliğinde, altından, birbirinin tıpatıp
aynısı üç insan heykeli yapmasıydı. Aralarında bir fark olacak ama bu
farkı sadece ikisi bilecekti. Heykeller hazırlandı ve doğum gününde
komşu ülke hükümdarına gönderildi. Heykellerin yanına bir de mektup
konmuştu.
Şöyle diyordu heykelleri yaptıran hükümdar:
"Doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin
tıpatıp aynısı gibi görünebilir. Ama içlerinden biri diğer ikisinden
çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver."
Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttırdı. Üç altın heykel
gramına kadar eşitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa
çağırttı.
Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarında bir
fark göremediler. Günler geçti. Bütün ülke hükümdarın sıkıntısını
duymuştu ve kimse çözüm bulamıyordu. Sonunda, hükümdarın fazla
isyankâr olduğu için zindana attırdığı bir genç haber gönderdi. İyi
okumuş, akıllı ve zeki olan bu genç, hükümdarın bazı isteklerine karşı
çıktığı için zindana atılmıştı.
Başka çaresi olmayan hükümdar bu genci çağırttı. Genç önce heykelleri
sıkı sıkıya inceledi, sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi.
Teli birinci heykelciğin kulağından soktu, tel heykelin ağzından
çıktı.
İkinci heykele de aynı işlemi yaptı. Tel bu kez diğer kulaktan çıktı.
Üçüncü heykelde tel kulaktan girdi ama bir yerden dışarı çıkmadı.
Ancaktelin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar iniyor, oradan
öteye gitmiyordu. Hükümdar heykelleri gönderen komşu hükümdara cevabı
yazdı :
* Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir.

* Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insan da makbul
değildir.

* En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır. Bu
değerli hediyen için çok teşekkür ederim.

October 30

BUGÜN BAŞARI IÇIN NE YAPABİLİRSİNİZ?

 
 
 

Dünyayı değiştirmek istiyorsan, dünyanı değiştir!

 

Dünyayı değiştirmek istiyorsan önce dünyanı değiştir. Önce düşünmeyi öğren sonra düşünceleri, önce kendini tanı sonra başkalarını, varlıklı olmadan önce var olmaya çalış; birinin adamı değil, biri ol; başarılıymış gibi 'görünmeye' değil, başarılı 'olmaya' çalış; önce yaşama sanatını öğren sonra diğer sanatları...Dünyayı istediğin gibi bir yer yapmaya kendinden başla, önce kendin istediğin gibi biri ol!

 
October 28

....

 
 
.............
yüzünle konuşuyorum şimdi!
bir beyaz hayal seriliyor çimenlerime;
papatyalara benziyor...(dönüyor sonra sarışın bir kuş sürüsüne..)
gözlerinde dokunuyorum güzelliğine..
seni özlüyorum anlamıyorsun
tutup öldürüyorum birini (sevgim kanıyor..)
gömüyorum sineme...

sustum!..
............
ellerini tutuyorum şimdi!
başak dolu bir ova nazlanıyor gözümde..
göçüyor harman yerlerine..(rüzgara direnen yaba gibi)
bir inip bir çıkıyorsun gene de,
sen duymuyorsun
samanların arınıyor tenimde
tanelerinde acıkıyorum...
parmaklarını yiyorum kimse görmüyor
benimdir onlar, vermem geriye...

sustum!..
............
saçlarını kokluyorum şimdi
tel tel güller doluyor bahçelerime..
kar mevsimini düşünmüyorum hiç!..(leylekler ağaç tepelerinde)
kim demiş!
doruklar beyaz değil!..beyaz değil işte....
sen görmüyorsun
yazdan kalma güneşle eğiliyorum
kırmızıların solmasın diye.

sustum!...
...........
uzaklığını ölçüyorum şimdi..
mesafeler artıyor içimde..
yollar büklüm büklüm..yollar dikine...(noktam derinleşiyor gitgide)
sen bilmiyorsun
kilometre taşlarını kaç kez saydım dersin...
bir tanesi bile yoktu
kapının önünde...

bir kürek kor ateş bulup
üfledim yüreğime...

 

Suskunlugumu bozarsam kiyamet kopacak gibi...

 
 
Yorgunlugum , yuregimle savasim ve hayatla kavgam...

Yuregimdeki aciya , icimde kopan firtinalara daha ne kadar tahammul edebilecegimi bilmiyorum?
Seni sensiz yasamayi ben cok uzaklardan gelirken terketmis olmak isterdim.Onume takilan her engeli cok uzaklarda birakmis olmak isterdim.Gercekten sevenlerin birbirine kavusamadigi dogru mudur? neden yuregim seni icinden cikartmak istedikce daha da derinlere batiyorsun?Artik gercekten icime islemissin biliyor musun , hucrelerimde bile hissediyorum seni...

Yoklugun , burdaki yoklugun tarif edilemeyecek bir duygu.Ben cok uzaklarda seni sensiz yasamaya calisip yapamazken , burda nefes alamadigimi hissediyorum cogu zaman.Bu bombos kalabaligin icinde sana denkgelme umudumu bile kaybetmek , bir hastane odasina guluslerimi saklamak ve bir takvim yapraginda gun hesaplamak...Ya senin yasadiklarin , daha nereye kadar yuregine aci yukleyeceksin?Daha nereye kadar sevindirmeyen zaferler kazandiracaksin yuregine?

Disari ciktiginda ne olucak? Her cikanin saskinligi nasil bir seydir? O sana da ugrar mi?

Hayattaki hic bir zorundaligi sevmeyen biri oldugunu biliyorum ama aklini guzel kullanmak zorundasin artik , aklina eseni degil aklina yatani yapmak zorundasin.Zamansiz patlamalari degil sessiz volkanlari beklemelisin.Kendi dogrularinla hayattaki dogrulari birbirine uyarlamak zorundasin.Artik dusunmek zorundasin kendini...

Seninle yasadigim bu sevdayi ne benim , ne de senin gibi yasayan bir insan daha bulamam yeryuzunde bence.Ne sen seni benim gibi seven bir insan bulabilirsin , ne de ben cikardigimi dusundukce derinlere sakladigim seni yuregimden sokup atabilirim.Ne garip bir sevda ki bulusturmadi bizi , kactikca yakalandik ama yakalandikca da kactik birbirimizden.Ne sen affettin beni ne de ben seni ama gozlerimiz birbirine hic kusemedi...

Yuregimle savasim , hayatla kavgam ve sen...

Kucuk bi selam gondermek bile agirlik yapiyor artik yuregimde...
Suskunlugumu bozarsam kiyamet kopacak gibi...

son mu

 
 
Son sözü söylemenin sözüm ona keyfini yaşarken filmlerdeki
gibi 'ceketimi aldım ve arkama bile bakmadım' repliğini
eşe dosta
böbürlene böbürlene anlatırken bir daha dönmeyeceğine emin misin?..

Büyük bir gürültüyle içerdekinin yüzüne çarptığın kapıyı, bir süre sonra
nazik nazik tıklamayacağından hiç şüphe duymuyor musun?..

Yataktan kalkarken aylarca aklında hep yanında olurken artık birkez daha dokunmayacak
kadar onurlu musun?..

Merdivenlerden hışımla inerken sildiğin telefon numaramı
tekrar
yazmayacağına dair ettiğin yemini tutabilecek misin?..

'Beni bir daha arama' diye bağırırken 'Beni bir
daha aramayacak' kadar kendine güveniyor musun?..

Ağız dolusu sövgülerin için yüzün kızararak özür dilemeyecek kadar
karakterli misin?..

Aynı ismi taşıdığımız arkadaşına seslenirken aklına gelme olasılığım seni
rahatsız etmiyor mu?..

Bir süre sonra ortak arkadaşlarımıza 'ne yapıyor, iyi mi'
diye sormayacağından...

Başka biriyle gördüğünde üzülüp, sinirlenmeyeceğinden...

O akşam yağmura aldırmadan niçin kendini yerlere atıp, hıçkıra hıçkıra
ağladığını eşe dosta izah edecek mazeretlerin hazır mı?..

Bazı şarkılarda özellikle bizim yıldız tilbe şarkımızda gözünden akan suyun yaş olmadığına inandırabilecek
misin yanındakini?..

'Ne olur gitme' derkenki halimi, yaşlı gözlerinle
'Ne olur, hata yaptım' derken yaşamayacağından...

Yalvarırken bıraktığın bana bir şans daha için
yalvarmayacağından...

Perişan bırakırken, perişan dönmeyeceğinden, emin misin?

Terk edip giderken, dönmeyeceğine söz verir misin?..
March 02

uzaktaki sevgiliye

Uçurumun kıyısındamı yaşamak?
insanın dilekleride bir yere kadar..
sonu geliyor işte.elini sol yanına koyduğunda ıssız olduğunu hissediyorsun.umutların yeşerecek derken,birden kuruyup gittiğine şahid oluyorsun.
bu günde sensiz geçti sewgili....
bu gün yüreğimdeki umut mumlarından birine daha üfledim!
sensizliği doyasıya yaşadığım şu günlerde,sana hasret olduğumu yalanlıyorum..
cesaretim yok!inan kendime bile söyleyemiyorum çoğu şeyi.
yokluyorum bazen içimde biryerleri,son kalan sewda parçalarını usul usul okşuyorum..
bir çift siyah göz geliyor gözlerimin önüne,
uzak bakışları serin,anlamı derin,
we artık benim değil..
ben küçükkende uğursuzdum zaten:
ne dondurmam külahımda dururdu,ne de toz leblebilerim rüzgara dayanabilirdi..
oyuncaklarım bile soğuktu..
şimdi olmaman okadar da şaşırtmıyor yani.
nasıl olsunki??
sarı saclı bebek misali,çok ama çok istedim seni..
özlemlere kucak açtım sewgili,mesafelere doydum ellerin yerine.
sigaramı soludum sacların yerine..
belki bir gün diyorum şimdi.
olur ya hayat insafa gelir.
kimbilir???
January 26

üzgünüm

 
 
 
 
 
Benim Sevdiğim Laflar'a girer..
"Keşke insanları geldikleri gibi atabilsek yüreğimizden.."




sevmek, sevilmekten daha güzeldir.

Ben sevmeyi severim.. Sevdiğim de beni severse ne ala..
Ben bu "Ne ala"yı doyasıya yaşamadım hiç.. Bana olan sevgilerini anlatmak için sözcük bulamadıklarını söyleyenler, ertesi gün terkedip gittiler..




Hayatta en nefret ettiğim şeydir acınmak..
Hele bir sevgi dilencisi gibi acınmak..
Sevmek benim.. Kime ne?.. Umut da benim, eğer umutlanıyorsam kime ne?..




Bitince biter ya.. Bir de umudun bitince biter, yaşam..
O zaman devam..
Sevmeye devam!..



ÜZGÜNÜM MAZİMGEL
October 24

halet

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HAyaLEttt
24 Ekim 01:24

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  

img125/2118/vvvvvbm7.gif 
Yiğit olanın lokması cana azıktır  hanımlar beyler
Kimse bana söylemesin buna yazıktır  hanımlar beyler
Soyu soysuz olanın sütü bozuktur hanımlar beyler
Bunların soyu bozulmuş Türk'e düşman göbekten
Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

Kan istediniz canlardan bitmedi inadınız
Oğuz size yar olmadı budüz idi adınız
Senelerdir bu vatanın ekmeğini yediniz
Suyunuzu keseceğiz dağlardaki gölekten
Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

İhanete yar mı olur, yüce dağların karı
Üstünüze zalım geldi bu senenin baharı
Deli poyraz gibi vurdu öksüzlerin kaharı
Eleneceksiniz beyler ince ince elekten
Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

Dağlar, taşlar bu ovalar bilin ki Türk'ün yurdu
Aslımız insan neslidir Türk'e semboldür Kurd'u
Soyu ermeni olanlar nerden bilecek Kürd'ü
İhaneti seyreyleyin perdedeki delikten
Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

Feryat eylemez mi sandın yavrusuna bir ana
Sizler doymak bilmediniz akıttığınız kana
İnsan olan cana kıymaz, nasıl kıydınız cana?
Anası nenni söylerken kan damlıyor belekten
Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

Alperenler şehadeti seslenirken çağrına
İbrahim'in dedileri nişan oldu bağrına
Mehmetçik'ler şehit düştü bu vatanın uğruna
Vatan mı istediniz ulan şerefsizler beşikteki bebekten?
Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

Hainlerin yaptıkları yanlarına kalır mı?
İhanetin affı olmaz sizi millet salar mı?
Vatan şehitler toprağı seni toprak alır mı?
Boynuna urgan dolayın sağlam olsun ipekten!
Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

Başı bozuk yaylalarda bol keseden savurdun
Ne dinin var, ne imanın sen ne biçim gavurdun?
Hem korkaksın, hem zavallı zoru gördün kıvırdın!
Urgan bile dava eder boynundaki ilmekten!
Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

Şehit anaların gözündeki yaş bitsin
Vatanımın üstünden kara bulutlar gitsin
Asalım  gardaşlar bu iti, şehitler rahat etsin!
Bu Sefai deli oldu, senelerdir demekten
 
 img20/3170/calismam2sehitleryj7.gif
HAyaLEttt

 

Fotoğraf-0063
October 21

SEN YA

Fotoğraf-0063
 
 
 
 
 
 
SEN DÜNYANIN EN AKILLI INSANISIN...

 
 
Savaş olmaz eğer sen istersen.

Eğer sen istersen tozu dumana katarsın,

Çaresiz dert, çözümsüz hastalık kalmaz.

Silinmeyen derin izler bırakırsın eğer sen istersen…
 
Görüyorum ki istemiyorsun. Gününün yarısını dedikodu ve chat yapmakla, diğer yarısını da magazin programlarını izlemekle geçiriyorsun. Sence hakkını veriyor musun aldığın oksijenin. Sence yakışıyor mu bu sana. "Ben tek başıma ne yapabilirim ki?" diyorsun, sürekli aşağılıyorsun kendini. Bunu yapma ve unutma! Dünyayı daima bir kişi değiştirmiştir. Tarih kitaplarında yazan doğru değil! Parayı Lidyalılar bulmadı. Parayı bir tane zavallı Lidyalı buldu ve dünyayı değiştirdi. Yazıyı da Sümerler bulmadı aslında. Belki de sümüklü bir Sümerli buldu yazıyı :)… Dünyayı hep bir kişi değiştirdi. Sana, bana benzeyen bir kişi. Şimdi bi daha düşün! Kendini düşün! Sen de bir kişisin, tıpkı Einstein gibi, Newton gibi, hatta Fatih gibi, Kanuni gibi, Atatürk gibi bir kişisin. Seni engelleyen ne peki?

Hani sen ezelden beridir hür yaşamıştın, hani kükremiş sel gibiydin, bendini çiğner aşardın, enginlere sığmazdın hani… Hani sana zincir vuracak bir çılgın tanımıyordun. Ne oldu? Sana ne oldu? Kendi kendine zincirler vurdun! "Ben tek başıma ne yapabilirim ki?" dedin, diyorsun! Hadi kendine gel, yeniden hatırla ve sonsuza kadar unutma!
Sen "O"sun! Sen dünyanın en akıllı insanısın!

(ERDAL DEMIRKIRAN'IN KİTABINDAN ALINTIDIR)
 
 
                                      BASİT BİR TERCİH YAP  !
 
                                                                                YA BİR İZ BIRAK, 
 
                                                                                                                                         YA DA İS. . .


 
August 04

TÜRKİYE...TÜRKİYE......TÜRKİYE

noavatar
 
 
 
 
Bu konu düzelene kadar eposta yöntemiyle hatırlamaya da devam etmeliyiz.
*******

'Turkey kelimesi Osmanlı imparatorluğunun son zamanlarında ilk defa İngiliz
kaynaklarında, biraz da alay ifade ederek kullanılmıştır. 
    Bazı ülkeler kendilerini GREAT=BÜYÜK, ÖNEMLİ - olarak nitelerken Ülkemizin bir kümes

hayvanının ismi ile anılması kabul edilemez.  Kelimenin iticiliği ve ülkemizi ne şekilde
ifade edeceği düşünülmeden Adeta ülkemizin isminin İngilizce ifadesi imiş gibi Türkler
tarafından da kullanılmış ve kullanılmaktadır. Özel isimler bir başka dilde de aynı şekildedir. 
    Bir zamanlar Habeşistan olarak bilinen ülke tüm  Dünyaya adının Etiyopya olduğunu ve bundan
böyle Habeşistan olarak gönderilen hiç bir postanın alınmayacağını açıklamış ve tüm dünya Etiyopya
adını kullanmaya başlamıştır.
    Ya Türkiye !, Bir kümes hayvanının adı ile anılıyor. Uluslararası toplantılarda ülkemizi

temsil eden başta sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm görevlilerin önünde 'HİNDİ' anlamında
'TURKEY' yazıyor. Bundan rahatsız olmamak mümkün mü ?
    Örneğin Mısır. Bu ülkeye Mısır adını biz veriyoruz. Kendileri Mısır adını kullanıyorlar mı? Uluslararası alanda adı Mısır olarak mı geçiyor. O ülkenin adı 'Mısır Arap Cumhuriyetidir.

'ikinci adı  yoktur. Arapça yazılışı ile mim , sad ve r harflerinden oluşur ve 'şehir, ülke' anlamındadır. Bizim kullandığımız mısır ile ilgilisi yoktur. Benzerlik nedeniyle ve Türk
dilinin fonetiği nedeniyle Mısr yerine kullanılıyor. Ama sadece biz kullanıyoruz. İngilizler
Egypt diyor. Ülkelerden bir tanesi kendi dilinde bize hindi dese dikkate almayabiliriz.
    Bir başka örnek  ise Hindistan. Siz hiç  uluslararası bir toplantıda Hindistan diye bir kelime gördünüz mü? Aynı hata. Hindistan bu ülkeye Sadece Türklerin verdiği bir isimdir.Uluslararası isim değildir. Malezya mal mı oluyor diyenler de aynı şekilde.Bizim ismimiz Türkiye  kelimesi bir ülkenin dilinde başka anlama gelebilir.Bu önemli değil. Bütün dillerde tek tek ülkemizin adının iyi anlama gelmesi gerekmez.
    Ancak bir de uluslararası  ülke  isimleri vardır. Uluslararası toplantılarda bu isim kullanılır. Türkiye'nin uluslar arası toplantılarda adı İngilizlerin söylediği Turkey olarak geçiyor. Varsın İngilizler Turkey demeye devam etsin. Ancak bize Turcia, Turkia gibi Değişik şekillerde söyleyenler

de var. Onlar da devam etsinler. Ancak uluslararası bir toplantıda ülkemizin adı bizim söylediğimiz şekilde Türkiye olarak geçmelidir. 
    Diyorlar ki Türkiye kelimesinde bulunan ü harfi Avrupa dillerinde yokmuş. Bu nedenle

sorun oluyormuş. Avrupa Birliği toplantısında Türkiye delegesinin önünde Turkey=Hindi yazarken
Yunanistan delegesinin önünde bırakın Latin harflerini Yunan alfabesi ile ELLAS yazıyor.
Yunanlıların hiç bir harfi batı alfabesinde yok. Ülkesini ve dilini seven Yunan delegesini
kutluyorum. Türk delegesine söyleyecek söz bulamıyorum.
   ASLINDA YAPILACAK TEK ŞEY HÜKÜMETİN BİR AÇIKLAMA YAPARAK 1 YILLIK GEÇİŞ SÜRESİ SONUNDA

TURKEY YAZILI HİÇ BİR POSTA'NIN KABUL EDİLMEYECEĞİNİ DÜNYAYA AÇIKLAMASIDIR. HABEŞİŞTAN BÖYLE YAPTI. ETİYOPYA OLDU. BİZ BÜTÜN LOGOLARIMIZI TÜRKİYE DİYE YAZSAK DA TURKEY DİYENE ENGEL OLMAYACAKTIR.
BU NEDENLE RESMEN BELİRTTİĞİMİZ YOL İZLENMELİ.
Medya ve Hükümeti göreve davet edelim.
'Republic of Turkey = Hindi Cumhuriyeti' Bu ismi istemiyoruz. 'Republic of Türkiye' olmalı.
    Bu kampanya sonuç alınıncaya kadar sürecektir. Elbet bir gün bu ülkenin adının Türkiye olduğu ve Turkey olarak gönderilen postaların alınmayacağı dünyaya ilan edilecektir. Uluslararası toplantılarda Cumhurbaşkanımızın önünde Turkey (Hindi) değil Türkiye yazdığı günler gelecektir. Sadece eski fotoğraflara bakarken Turkey yazısını görüp 'Ne kadar duyarsız' olduğumuza şaşıracağımız günler gelecektir...
July 31

tükenmeye başladı her şey


Tükenmeye başladı herşey...



Cümlelerim daha cok devrilmeye basladı son zamanlarda.. .

Daha hizli cöker oldu,karanlik tozlu...Aksamlarina ...
Ve daha cabuk tükenmeye basladi hersey..

Daha bir donuklasti bakislarim..
Daha agir ilerliyor artik Sensiz her saat...

Sonsuz her dakika...

Ve birakmak vazgecemediklerimi. ..
Daha derinlere inebiliyorum. .

Artik nefesimi daha uzun tutarken,
Ve daha sert vuruyorum dibe..

Cigliklarimi daha az yutarken...
Daha da sessizlesiyorum gecen her günde...

Daha da hissizlesiyorum. .

Her daha cok Sensizlestigimi fark ettigimde...
Ve gecen her gün biraz daha az Sen kokuyorum.

Artik yasamak daha zor,biraz daha kutsanmis

Her geceyi ve ölüm biraz daha yakin..

Bulamadikca aynalarda,Sende kalan beni...

Söküp atamadikca icimden bende biraktigin Seni...

Artik bilerek bekliyorum her henüz gelmeyisini ....

Ve daha acik secik görüyorum daha fazla gecikisini.. .
Ve daha cok seviyorum Seni, Seni sevmeyi,

Seni cok sevmeyi, Seni daha cok sevmeyi.

Artik daha cok korkuyorum hirpalamaya baska duraklarda buldugum gölgeni.
Ve sonunda yastigima dagitip rüyalarima hapsettim Seni.
Hayalin daha canli simdi ve gözlerin daha nemli.
Daha dayanilmaz artik Seni Sensiz sevmek.
Ve daha imkânsiz cebimde kalan son Seni birakmak ve tekrar tekrar susmak...

Kokunu her uyanınca unutmak...

Ve ben artik daha pervasiz ve Sen daha insafsiz...
Ve ben daha yalniz... Sen daha duyarsiz.
Ve ben daha umarsiz... Daha savunmasiz.. . Daha dermansiz.
Ve Sensiz her sey daha tuzsuz tatsiz ve her yer daha issiz daha bucaksiz.

özlemimsin



Şu anda cok uzaktasın, beni düşünüyor musun, bilmiyorum? Ama ben hep seni düşündüm bugün, hiç aklımdan çıkmadın, attığım her adımda, yaktığım her sigaramdaydın....
Seni öyle cok özlüyorum ki, zaten cok uzaklardaydın, bugün klevyeme dokunan parmaklarım bile sana kavuşamadı...Bugün bir başka hüzün çöktü yüreğime, ne yapsam ,ne etsem silinip atılamadı.

Seni şimdiden öyle çok özledim ki...İçim acıyor, sanki anlamsız bir keder çöreklendi yüreğime, gitmek bilmiyor...

Seni öyle çok seviyorum ki, istersen sor bugün benimle olan yüreğime akan gözyaşlarıma sor istersen, yüreğime sor, giderken yanına aldığın yüreğime sor, anlatsın seni ne çok sevdiğimi....ne cok özlediğimi...

Seni öyle çok özledim ki, sanki bugün yine şehir benimle ağladı...Gözyaşlarım yağmurun kilere karıştı....hava kasvetli, ben bir büyük acı.. senden başka kim bilebilir, çektiğim bu sancıyı?

Yürüdüm yağmur da, ellerim üşüdü yine....

Gözyaşlarım, yağmura karıştı....Yüreğim ise sıcaktı, Giderken yanında götürdüğün için o hep ılık bir sevda sıcaklığındaydı.....

Biliyor musun? ne zaman biri bana canım dese, senin seslenişin kulaklarımda çınlıyor, irkiliyorum, mutsuz musun gene? Gene yüreğin mi acıyor diye düşünüyorum...Ne zaman yalnız birini görsem, senin suliyetin sanıyorum, ne zaman bir ayak izine takılsa gözlerim, yüreğime geldiğin günler de bıraktığın ayak izleri aklıma geliyor, ürperiyorum.....

Yokluğunda neleri yitirdim... sen yoksan, gül güzel kokmuyor eskisi gibi, ne de güneş içimi isitiyor, ne de yağmurdan sonra toprak kokusu geliyor burnuma, buram buram...
Yokluğunda neleri yitirdim, sen yoksan artık gülüşüm bile içten değil, şen kahkahalar atanlara imreniyorum hanidir...sen yoksan, ipekler bile dalıyor bedenimi, sakin yanlış anlama.. sitemin sana değil bebeğim, sitemim aşka...

Sana aşık olmasam, sensiz günlerde böyle mutsuz olmazdım, sen, sen diye yakarıp, sabahlara kadar yıldızları saymazdım...Görüyor musun yokluğunda neleri yitirdim..ama sitemim sana degil...sitemim AŞKA!!!

SANA NASIL SiTEM EDEBİLİRİM? BEN SADECE SENİ SEVMESİNİ BİLİRİM...

yar


Bitti sanmıştım, unuttum demiştim, ömrümün geri kalanını sensiz geçirebileceğim fikrine bile kendimi inandırmıştım!... En büyük yalan, insanın kendine söylediği yalanmış geç anladım. Kaleminden çıkan birkaç cümleyle gözlerimin karşılaşması, yüreğimin seni yeniden hissetmesi, beynimin içine kazınan kare kare resimlerin ve kalabalıklar arasında yaşadığım başıboş dalıp gitmelerim!...

Seninle yaşadığı bir günü, tüm geçmişine ve geleceğine denk tutan bir ruhu, mahşere kadar taşımak zor gelecek biliyor musun?...

Öyle ya bir yağmur da, bir göl kenarında, gözlerinden içtim yağmur ve gece kadar yoğun şarabı ben!... Gece senin derinliğindir ben de, yağmur benim yüreğimin sağanakları...

Aklıma düşmeye gör, en fırtınalı denizde yolunu kaybeden en acımasız dalga olur bakışlarım... Dalgalarımın kayalıklarla buluştuğu an çıkan sesleri duymanı hiç istemem! Canı çok acıyan bir deniz ağlıyor dersin eminim... Seni özledim, anlıyor musun, özledim!!!

Gördüğüm her kuşun kanadına gözlerimi koyuyorum, bulunduğun diyarlara gelirler de seni görürüm diye...

Sana " yar" diyorum, " yaralarım" kanıyor...
Sana "yara" diyorum, tüm sözlerimin öznesi oluyor
" yar' a"...
Yara giden yolda kocaman bir yaram var!!
July 24

güneşim

 
 
collage
 
 
 
 
 
Güneşmi ay` a aşık,
Yoksa ay`mı güneş`e bilinmez.
Benmi ay`ım senmi güneş`sin belli değil,
Yada benmi sana aşığım,
Senmi bana belli değil.
Ay`la güneş her an.
Birbirlerini kovalar giderler.
Her an sıcaklıklarını hissederler.
Ne zaman ayrıldıkları bilinmez,
Ama onlar birbirlerini seviyor.
Kavuşacakları günü beklerler,
Her an her saniye.
Belki sen ay`sın bende güneş,
Belki kavuşuruz.
Bir gün benim sıcaklığım yakacak seni,
Yada senin ışığın çekecek,
Beni sana bilinmez.
July 11

ufak bir hatırlatma

 
Photo-0334
 
 
Çocuklarını hayırlı bir evlat olarak yetiştirmeye gayret et ki, millet de sizi hayırla yad etsin.

SEVGİLİ GELİN HANIMLAR!…

1. Beyine hoşlanacağı isim ve sıfatlarla hitap et!


2. Onun sevdiği yemekleri güzel yap ki, evini özlesin.
3. Beyin evden çıkarken onu uğurla; akşam döndüğünde güler yüzle karşıla!
4. En çok güzel görünmen gereken kişinin beyin olduğunu bil!
5. İffetini ve hayanı muhafaza et. En güzel elbisenin takva elbisesi olduğunu unutma; her işimizi murakabe eden Allah(celle celalüh)’ı düşün!
6. Sevgini beyinle ve çocuklarınla paylaş. Evinin direği ol! Beyin evde olmadığı zaman gözü arkada kalmasın.
7. Beyine her fırsatta teşekkür etmeyi unutma! Gücü yetmeyeceği külfetin altına sokma, başkalarına da şikayet etme!
8. Beyini işlerini makam ve mevkisini bil! Sevincini ve üzüntüsünü paylaş!
9. Beyinin izni olmadan ve onun müsaade etmeyeceği yerlere gitme!
10. Tutumlu ol! Müsrif olma. Zor zamanlarda da isyan etme!
11. Temiz ve tertipli ol. Beyinin elbiseleri de temiz ve ütülü olsun.
12. Beyinin akrabalarına ve onun sevdiklerine yedirip içirmekten kaçınma. Onlara güzel davran!
13. Kayınvalideni tecrübeli bir anne olarak sev ve say ki, beyin üzülmesin.
14. Annenin evine gereksiz ve aşırı gitme ki, evdeki işlerin aksamasın.
15. Çocuklarını hayırlı bir evlat olarak yetiştirmeye gayret et ki, millet de sizi hayırla yad etsin.

SEVGİLİ DAMAT BEYLER!…

1. Evinden çıkarken hanımına Allah(celle celalüh)’a ısmarladık diyerek çık. Onun gönlünü hoş tut!

2. Pencerelerden yolunu gözletme, vakitlice evine gel!
3. Dışarıda yediğinden içtiğinden evine de getir!
4. Hanımının kusurlarını başkalarına anlatma!..
5. Evini harçlıksız bırakma, onları kimseye muhtaç etme!
6. İş hayatının sıkıntılarını eve yansıtma! Evde sevinç olsun.
7. Düğüne yada gezmeye gittiğinde mümkünse hanımını da götür!
8. Evine geldiğinde selamla ve güler yüzle gir ki, ev halkı senin geldiğine sevinsin.
9. Evini Kuran’sız, kitapsız ve namazsız bırakma! Sabah namazına kalktığında ev halkını da kaldır ki, rahmet ve bereket gün boyu sizinle olsun.
10. Gayretli ol, kıskanç ol! Ancak tecessüs etme, su-i zan ile hareket etme! Ayıp ve kusur araştırmakla meşgul olma!
11. İnsaflı ol; hanımının gücünün yetmeyeceği işleri ondan bekleme. Gerekirse ona yardım et.
12. Kararlarında hanımınla da istişare etmeyi unutma!
13. Beklenmedik anlarda sürpriz hediyelerle gönül almasını bil!
14. Dünya evine girmek, dünyaya dalmak olmamalı; Ahiretini unutma! Din, vatan ve insanlık için çalışmayı terk etme!
15. Şunu bil ki, az olan helal kazanç, çok olan haram kazançtan hayırlıdır. Haram lokma yeme, hanımına ve çocuklarına da yedirme!

dikkat

 

Photo-0334

1) amerikalı gibi giyinen, Fransız gibi eğlenen,İngiliz gibi yemek yiyen, Alman gibi yaşayan, yaşantısına ve düşüncelerine baktığınızda da, karşınıza tam bir batı hayranı olarak çıkan insanlar MİLLİ MANEVİ DEĞERLERE sahip çıkması düşünülebilirmi?
İsviçre medeni kanununa göre doğarız evleniriz, çoluk çocuğa kavuştuk Fransız ticaret kanununa göre ticaretimizi yaptık. işlenen suçlara karşı İtalyan Ceza Kanunlarına göre müeyyide uyguladık Şimdi de Avrupa birliği yasalarına göre her şeyimizi Tanzim ediyoruz

900 Yıl Dnyayı yöneten  Müslüman Türk Milletinin Mili Ve Manevi Değerlerini Yok Saydık 900 Yıl Dünyayı yöneten Müslüman Türk Milletinin milli ve manevi değerlerindensadece cenaze teşrifatını aldık Öldüğümüzde İslamı Hatırlar Olduk

2)  Bu siteyi açmamdaki sebep dine saldıran zavallıları sizlere tanıtmaktır bilmediklerinizi gizlenen gerçekleri hak dostlarına yapılan zülümleri, ülkemiz üzerinde oynanan oyunları yazılamayan yazıları islam dinine saldıran yobazları elimizden geldiğin ceye kadar sizlerle paylaşacağız

3) bana tehdit meilleri atanlar yorumlarda küfredenler kendilerine kemalist, laik, demokrat diyen zavallılar ben nasıl burada bırşeylerı paylaşıyorsam insan gibi sizler de görüşlerinizi paylaşabilirsiniz ama sizin insanlıkla bir bağınız yok bunu beceremessiniz sizler değilmisiniz namazını kılana yobaz diyen başını örtene geri kalmış örümcek kafalı diyenler sizler değilmisiniz adalet bunun neresınde işinize geldiği zaman diyorsunuz demokrasıden bahsedıyorsunuz soruyorum size üniversitelerde başı örtülü diye görmediği rezillik kalmıyor adalet bumu  yaşlı insanlar kimliklerinde resimleri örtülü diye hastanelerden kovulmadımı bu insanların suçu neydi üniversitelerde alem yapmak içki içmek zina yapmak her türlü pisliği yapmak serbest allahın emrettiği başörtüsünü takmak yasak bunun anlamı

İSLAM ÜLKESİYİZ AMA GAVURLARIN KONTROLUNDEYİZ BATININ KÖLESİ OLMUŞUZ

 100 de 99 u müslüman denilen bir ülkede din yoksulu beyinsiz kafirler istedikleri yasaları çıkartıyor kimsenin sesi çıkmıyor ne kadar aciz ne kadar zavallı bir toplum haline getirildik kardeşler kendimize gelelim ne olur uyanalım batının kölesi olmayalım nefsimizin esiri haline gelmeyelim sokaklarda anadan doğma çırıl çıplak gezmek heryerde dolaşmak serbest ama bizizm bacılarımız analarımız örtüleri yüzünden hastanelere, üniversitelere alınmıyor sorgula bu düzeni esiri kölesi olmayalım  biz osmanlı torunlarıyız bizler islam erleri mücahidleriyiz

 YIK ŞU KÖLE DÜZENİNİ AYAKLAR ALTINA AL BU KÖLE DÜZENİNİ HAK GELECEK BATIL ZAİL OLACAK ALLAHIN İZNİYLE SELAMLAR OLSUN OLSUN DAVA DOSTLARINA SELAMU ALEYKUM

İletişim Önerileriniz Bize İletebilirsiniz  Allaha Emanet Olun

June 27

İŞTE

 

click to comment

 

 

 

 click to comment

click to comment

SaRHoŞ DeĞiLiM aMa 1 MiLYoN KaFaM VaR…
SiHiRBaZ DeĞiLiM aMa ,GöZ AÇıP KaPaYıNCaYa KaDaR KaYBoLCaK DeRTLeRiM VaR....
KoMeDYeN DeĞiLiM aMa GüLeBiLeCeK BiRSüRü NeDeNiM VaR…
SeSiM GüZeL DeĞiL aMa SöLeYeCeK ŞaRKıLaRıM VaR…
CaHiL DeĞiLiM aMa SeVMeYi BiLMeYiŞLeRiM VaR…

UZaKLıK DeĞiLiM aMa DaLıP GiDiŞLeRiM VaR...
BoZuK PaRa DeĞiLiM aMa HaRCaNMıŞ ZaMaNLaRıM VaR...
KaLPSiZ DeĞiLiM aMa ReNKSiZ DuYGuLaRıM VaR…

DiLSiZ DeĞiLiM aMa BaZeN SuSKuNLuKLaRıM VaR...
KiTaP DeĞiLiM aMa CüMLeLeriM VaR…
GüNaHKâR DeĞiLiM aMa HaTaLaRıM VaR...
BoŞ KoNuŞMaM aMa GüÇLü CüMLeLeRiM VaR…

MeGaLoMaN DeĞiLiM aMa BaZeN KoRKuTuCu 1 BeN VaR…

June 21

:(

June 17

:(

Senin kokundu benim her şeyimi erteleyişim olan şimdi o da yok.
Bir sabah aynaya baktığımda NEDEN dedim,

Neden bıraktı gitti beni
Hem de her şeyin tam doruğuna gelmişken
Susuyorum işte yine ne adımı an artık ne de kalbimi acıt.
Ve sana verdiklerimi de geri ver bana…
Ama her şeyden önce kalbimi istiyorum.
Taşlaşmış ruhuna sor nereye koydun onu…

Gözlerimden gelen yaşlar kan oldu süzüldüler avuçlarıma
Ağlamıyorum sevgilim ağlamıyorum korkma.
Sadece üzülüyorum kırık oyuncak gibi atılmış duygularıma
Ağlamadan ve sızlamadan başım dik yürüyorum şimdi uzaklara,

çok uzaklara
Hayat soruyorum sana nereye saklıyorsun kırgın mutsuzluğumu
Çok geçmeden ver bana
Ver ki; biraz daha öleyim, ver ki; biraz daha körelteyim kalbimin diğer yarısını da…
Ruhum bile terk etti beni, sokaklara vurdum kendimi.
Ve yalnızlığımı sadece sokak kopekleri biliyor.
Gözlerimin içine bakarak onlarda yaş döküyor bana
Her sabah pencereme gelen kuşlar gelmez oldu ve artık
Seninle uyandığım masmavi gökyüzü simsiyah bana…
Eğer bir gün aklına gelirsem
kalbini aç orada bir gözyaşı daha bıraktım sana

Yarım kalan bir besteyi tamamladım bu gece
Ve hiç dinmeyen bir sızıyı kapatmaya çalıştım,
Beceremedim.
Kalbim zayıftı sanırım ve ruhum toz bulutlarına dönüşmüştü.
Sessizce bir çığlık attım sadece gökyüzünde ve acılı ruhlarda duyulan
Sustum yine, belki de bu benim son susuşumdu ve bir daha
Hiç konuşmayışım…

 

Windows Media Player

Video

Loading...
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!........güneşi batırdım diye sevinme ,yarın yine dogacagım.....
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
 
   
July 4
soulawrote:
happy new year 2009 my fried...
 
Dec. 29
 
 
 
buda benim favorilerimden...
Nov. 22
SELAM NASILSINIZ
 
Nov. 20
soula soulawrote:
Nov. 9
ÖNDER ALTUNwrote:
Güzel bi alan hazırlamıssın elerine sağlık. Özellikle konuk defteride olan metinlerin harikaydılar ve onlardan bazılarını, aldığımı inkar edemem. Biraz emeğe saygısızlık oldu ama lütfen hakkını helal et... Sağlıcakla kal arkadaşım, Allah'a emanet ol...
Oct. 21
ΛMΛᄂIΛwrote:
img56/6124/1187180a6e1lpmjslph1.gif
July 10
Anime Girlwrote:
hi
 
thanx 4 visit my wold
sadley i dont speack your languuge
 
but iam happey to see you in my world
 
i love your space the pic the colors its cool
 
good luck
 
keep going
sayonara
r350.gif
June 29
Kardeşim  spacesin güzel olumuş da sen beni nerden buldun nasıl ekledin?????Hééé? :D
May 25

  1. Size, munafigin namazini haber vereyim mi? Onun ikindi namazini, gunes sigirin karnindaki yag gibi sararincaya kadar geciktirmesidir.
Ravi: Hz. Rafi Ibni Hadic (r.a.)
 
2. Bana gore, sizin icin deccaldan daha ziyade korktugum seyi haber vereyim mi? O, gizli sirktir ki, kisinin kalkip, adamin makamina gosteris icin amel etmesidir.
Ravi: Hz. Ebu Said (r.a.)
 
3. Size en comert olani haber vereyim mi? En comert Allah'tir. En comert Allah'tir. Ben ise Adem oglunun en comertiyim. Onlarin Benden sonra en sonra en comerti ise su kimselerdik ki: Ilim ogrendi ve ilmini yaydi. Iste bu kimse kiyamet gununde tek basina bir ummet olarak baas olunur. Bir de su kimsedir ki; Allah yolunda olunceye kadar nefsini comertce harcadi.
Ravi: Hz. Enes (r.a.)
 
4. Azameti gokle yer arasini dolduran ve yetmis bin melegin tazim ve tesyi ettigi bir sureyi size haber vereyim mi? O "El Kehf" suresidir. Her kim Cuma gunu onu okursa, Allah Teala bu sebeble o kimsenin diger cumaya kadar ki ondan sonra da uc gun ilavesi icindeki gunahlarini magfiret eder. Ayrica kendisine semaya kadar erisen bir nur verilir. Ve deccal fitnesinden korunmus olur. Her kim yatacagi zaman bu surenin sonundan bes ayet okursa, korunur ve gecenin istedigi vaktinde de uyandirilir.
Ravi: Hz. Ismail Ibni Rafi (r.a.)
 
5. Size, amellerinizin en hayirlisini, en temizini, derecelerinizi en fazla yukseltenini, altin ve gumus infak etmekten daha hayirli olanini ve dusmanla karsilasip sizin onlarin, onlarin da sizin boyunlarinizi vurmasindan daha hayirli olanini haber vereyim mi? ALLAH'I COK ZIKREDINIZ.
Ravi: Hz. Ibni Omer (r.anhuma)
 
 
Kaynak: "Ramuz El E-Hadis" Kitabidir.
Kitabin Yazari: Zaif Ahmet Ziyauddin Gumushanevi
Feb. 24

Bir insanin omru ne kadardir?

  Torunu, pamuk gibi bembeyaz sakalli, nur yuzlu dedesine merakla soruyor :
 
"Dedecigim! Bir insanin omru ne kadar olur?" Dede tatli bir gulucukle:
 
"Ezanla namaz arasi kadar yavrucugum." deyince torun:
 
"Nasil yani, omur bu kadar kisa mi?" der. Dede:
 
"Evet yavrum. Omur, namazsiz ezanla, ezansiz namaz arasi kadardir." diye cevap verir.
Torun yeniden sorar:
 
"Namazsiz ezan ve ezansiz namaz sozlerinden ne kastettigini anlamadim dedecigim. Bu ne demek aciklar misin?"
Dede sefkatle ellerinden tuttugu torununa:
 
"Bak yavrum, gecenlerde komsumuzun cocugu dogdu. Cocugun kulagina ezan okundu degil mi? Iste o ezanin namazi kilindi mi? Kilinmadi.
O ezan "Namazsiz ezan"di. Insan oldugu zaman kilinan cenaze namazinin da ezani yoktur. O da "Ezansiz namaz"dir. Aslinda o namazin ezani insan dogunca okunmustu kulagina.
 
"Bak ey insan! Dogdun, ama oleceksin, omur cabuk biter, hayatini iyi degerlendir. Bosa vakit harcama!" ikazini yapiyordu o ezan.
Iste yavrum EZANLA NAMAZ ARASI KADARDIR. Sakin bosa gecirme. Omrunu dolu dolu yasa, bir nefes bile bosluk birakma!"

Feb. 24
Hollandali bilim adami psikolog Vander Hoven ALLAH kelimesini olusturan harflerin sirrini buldugunu açikladi. Prf.Hoven'in hastalar üzerindeki arastirmasinin sonucu ise söyle

 
Hollandali bir psikolog olan Vander Hoven Kur'an okumanin ve ALLAH kelimesini tekrar etmenin hastalar ve saglikli insanlar üzerindeki etkilerini buldugunu açikladi.

Hollandali profesör üç yildan beri bir çok hasta üzerinde arastirma ve çalismasini yaparak yeni bulusuna ulastigini söyledi.

Hastalarindan bazilarinin Müslüman olmadigini, bazilarinin da Arapça bilmedigini belirten Hoven hastalarina ALLAH kelimesini ögrettigini söyledi.

Alinan sonucun çok mükemmel oldugunu, özellikle depresyon ve tansiyon hastalarinda çok daha iyi sonuçlar verdigini belirtti.

Profesör Haven ALLAH kelimesini olusturan harflerin psikolojik hastalarin üzerindeki etkilerini açikladi.

-ALLAH kelimesinin ilk harfi olan –A- harfi solunum sisteminden direk çikiyor ve nefes almayi düzenliyor.

- Damaktan söylenen –L- harfi ise, (Arapçada çikarildigi sekilde) dil hafifçe damagin üst kismina dokunuyor ve çene kisa bir duraklamayla birlikte ayni islem tekrarlaniyor.(Iki –L- harfi oldugu için) Bu islem nefes alip vermeyi rahatlatiyor

- Son harf olan –H- harfi çikartilirken akciger ve kalp arasinda bir iliski olusuyor ve islem sonucunda kalp atislari düzeliyor.

Bu arastirmayi yapan Hollandali profesör Müslüman degil, fakat Islam ilimlerine ilgi duyan ve Kur'an-i Kerim'in sirlarini arastiran bir psikolog.
Feb. 24
Bak..Bil ki domuzlarin onune inciler serilmez
Mucevherden sarraflar anlar ancak,baskasi bilmez.
Ne fark eder ki kör insan icin elmas da bir cam da.
Sana bakan bir kör ise,sakin kendini camdan sanma.

MEVLANA 
Jan. 29
Gülümseme bilemiyrim ablam öyle kolay deguldur bizde kız almak da vermek da avrupaya birliginden zordur bizim aileye girmek ya Dil çıkaran
Jan. 29
nagihanwrote:
  kardeşim senin spaces site gibi gez gez bitmiyoAçık ağızlı bu defa albümlerini dolandım biraz, karadenizi içeren resimlere hasretle baktım,içim gitti, bide şu cici kız zeyneppSır veren 6 yaşında yakışıklı bi oglum var belki bi gün çalarız kapınızı Göz kırpma Açık ağızlı
Jan. 25
 Küçücük bir gülümseme çok şeyi değiştirir..
Jan. 24
 KAYDA DEGER BİR YAZI

Necip Fazıl KISAKÜREK

ü Eğer gaye Türklükse,bilmek lazımdır ki,Türk Müslüman olduktan sonra Türktür.

ü Eğer gaye akılsa,bilmek lazımdır ki akıl,kendi hiçliğini idrak seviyesine ulaştıktan sonra akıldır.

ü Eğer gaye hürriyetse,bilmek lazımdır ki hürriyet,hakikate esaretten sonra hürriyettir.

ü Eğer gaye demokrasi ise,bilmek lazımdır ki,demokrasi hakkın hakimiyeti altına girdikten sonra demokrasidir.

ü Eğer gaye medeniyetse,bilmek lazımdır ki,medeniyet türlü müspet bilgi keşiflerini ve cicili bicili madde oyuncaklarını doğrudan doğruya sebep ve netice kabul etmek yerine,onlara manevi bir sebep ve netice tayin ettikten,onları ruhun emrine aldıktan sonra medeniyettir.

ü Eğer gaye hayat ise,bilmek lazımdır ki,hayat ölümün ötesine ait hesabı veren mutlak sisteme bağlandıktan ve onun uğrunda ölümü göze aldıktan sonra hayattır.

ü Eğer gaye İslamiyetse,bilmek lazımdır ki,İslamiyet hiçbir cüz'ü feda edilemez olan ölçü ve amellere sımsıkı bağlanıp onları birer boş kabuk gibi muhafaza etmek değil de,içlerine erimiş maden halinde hamle ve hareket ruhunu doldurduktan sonra İslamiyettir.
Jan. 21
yılmazwrote:
DÖKTÜRMÜŞSÜN HAMSİ UŞAGIM BAŞARILARIN DİVAMINI DİLERİM :):)
Jan. 21
nagihanwrote:
22 yaşındaysan ben senin ablanım,   2. defadır spaces ına giriyorum, yenilikler yapmışsın yine çok begendim. sen böyle devam et bende ara ara ziyaret edeyim
Gülümseme 
Jan. 20
  Yalnızlık saatini bilirmisin sen içinde sen olan
Bu gecede Sensizliğimi her gece olduğu gibi uykusuzluğa tercih ediyorum
Bu bir yalnızlık saati
Yalnızlık saatini bilirmisin sen içinde sen olan
Aslında hiç yalnız kalınmamış bir saattir bu
Akrebin yelkovanı en istekli kovaladığı
Saniyenin en anlamlı ilerlediği bir saat bu
Sensizliğin yalnızlığımı bozduğu saat
İnsan geceleri yalnızlıklarıyla, düşünceleri ile baş başa kalır ya
İşte ben, ne yalnızlığım nede düşüncelerimle baş başa kalabiliyorum
Sensizliğinin varlığı yetiyor her geceme
Düşüncelerim hiç değil ama, sensizliğimle baş başayım her an
Hep sen oldun hiç ışık saçmasanda ayımın parıltısında,
Bazen sigaramda
Kalp atşımın tınısında
Bazen zorlanarak aldığım nefeside
Ama hep oldun varlığımda…
Sadece uzaklığını hissettiriyordun en soğuk yüzünle
Ama o uzaklığın içinde bile senin oluşun mutluluk veriyor bana
Birlikteliğimiz her gece olduğu gibi bu gecede devam edecek biliyorum
Ama itiraf ediyorum ki dünden beri çok özlemişim seni
Hiç yalnız kalamamış yalnızlığımın sebep ve anlamındaki sen
O kadar özlemle bekliyorum ki gece olmayı seninle
Bu gece, yarın gece, bir sonraki gece hatta bir sonraki
Çünki hiç yitiremediğim
Yere düşen bir ekmek parçası gibi öpüp bir kaldırım kenarına bırakamadığım
umutlarım var ellerimde içinde sen olan ve hiç bırakamadığım…
Jan. 10
SENİ SEVMEK
 
Seni Sevmek Ama Nasıl?
Sahildeki Kum Tanelerini Teker Teker Saymak Gibi
Seni Sevmek Ama Nasıl?
Kış Gününde Bir Gülü Koklamak Gibi
Seni Sevmek Ama Nasıl?
Kor Ateşlerde Yalın Ayak Yürümek Gibi
Seni Sevmek Ama Nasıl?
Dipsiz Uçurumlara Bedenini Bırakmak Gibi
Seni Sevmek Ama Nasıl?
Engin Denizlerde Kaybolmak Gibi
Seni Sevmek Ama Nasıl?
Gökteki Yıldızları Yere İndirmek Gibi
Seni Sevmek Ama Nasıl?
Boş Kağıtta Yüzünü Görmek Gibi
Seni Sevmek Ama Nasıl?
Kağıttaki Yansımanla Avunmak Gibi
Seni Sevmek Ama Nasıl?
Ansızın Yağan Yağmurda Islanmak Gibi
Seni Sevmek Ama Nasıl?
Sana Dokunmadan Seni Hissetmek Gibi
Seni Sevmek Ama Nasıl?
Gözlerine Bakmadan Mavisinde Boğulmak Gibi
Seni Sevmek Ama Nasıl?
Kalbini İmkansız Aşka Adamak Gibi
Seni Sevmek Ama Nasıl?
Geceler Boyu Ağlamak Gibi
Seni Sevmek Ama Nasıl?
Sensizken Hayalinle Yaşamak Gibi
Seni Sevmek Ama Nasıl?
Seninle His’ler Dünyası’nda
Sonsuza Kaybolmak Gibi
Seni Sevmek Ama Nasıl?
Seni Benim Gibi Sevmek Gibi
Jan. 10
Gel seninle açılalım açık mavi denizlere
Rotasız, pusulasız, haritasız,
Bırak aramayı rotamızı
Rotamızı aşkımızın şahidi martılar çizsin
Dert etme Pusulayı
Kalbimize batan okun ucu kuzey varsayalım
Yırt haritaları
Gideceğimiz yer daha keşfedilmedi
Jan. 10
  EYLÜL YAĞMURU
Eylül yağmuru gibi serindi hasret,
Gökkuşağı yoktu yağmur sonrası
Koca dünya sanki baştan sona kasvet
Toprağın her kokusu hasret acısı,
İçimi karartan kara bir gökyüzü
Sanki bir boşlukta çılgınca uçuyorum
Elimden tutmadın! Düştüm kaydım işte…
Hayattın bihaber hayatı yaşıyorum.


Eylül ayı geldi, yağmur geldi, hasret var…
Her damlada bir hüzün bir ayrılık var
Koca bir çocuğun yürekten ağlayışı
Eylül’ün içinde sanki asırlar var


Koca bir çınardan farksız sevdamın
Köküne bir eylül yağmuru damlar
Sensiz geçirdiğim dipsiz zamanın
Dakkasını eylül yağmuru kanlar

Eylül yağmuru geldi işte
Karardı bulutlar, yağar belki de
Hem yüreğime yağar, hem bedenime
Çivi yağsa gökyüzünden bu kadar canım yanmaz
Her damlası bir aşk, her damlası ayrılık
Her eylül gecesi öncekinden karanlık
Eylül ayı keşke hemencecik bitse
Yağmurları alıp, beraber gitse
Jan. 10

sevdam

 

нİç вİяşєу ѕєηѕİzℓİк кα∂αя...

нİç вİяşєу уσкℓυğυη кα∂αя α¢ıтмαz ¢αηıмı...

вєℓкİ ѕєη вєηİ уєη∂iη αмα...

нαуαтℓα нiç вiя zαмαη вİтмє∂İ вєηiм кανgαм...

вєℓкi ѕєη уαяı уσℓ∂α вıяαктıη вυ ѕєω∂αуı αмα...

вєη нiç уαяıм вıяαкмαм ѕєω∂αм вєηiм єη вüуüк ∂αναм...!

Jan. 2

fazLa sewdim seni.
fazLa sakIndIm seni gözümden..
fazLa özLedim,fazLa bekLedim
fazLa
dinLedim seni.
fazLa anLattIm sana..

derinLigim
fazLa geLdi sana.
fazLa korktu gözün..
sense en koLayInI
sectin;görmemezLikten geLdin.
cIrpInIrken sana,
sense
yaraLadIn beni her adImda.
biLiyordun cünkü
heryerimi,her$eyimi..

bu acI fazLa bedenime,ruhuma,kaLbime..
yüreim
fazLa yaraLandI,kIrILdI..
eLinden geLenin en fazLasInI yapsan da artIk eskisi gibi oLamaz ki..
zaten sende
fazLasInI yapmazsIn ki..

i$te bende
hayatImdaki tüm fazLaLIkLarI temizLiyorum.
önceLikLe en fazLa yeri oLan
"seni" gönderiyorum hayatImdan.
özgürsün artIk,fazLaLIkLar agIr geLmeyecek sana..

bense temizLendikten sonRa,
fazLaLIkLarI cIkarInca hayatImdan,
ruhum
eksiLmi$,kayboLmu$ ama ben cogaLmI$ oLacagIm bu hayata..

dogru ya
hakLIsIn ben fazLa geLdim sana..
i$te bu yüzden
fazLasIyLa benciLLik yapIorum we terk ediyorum bu hayatI.

öyLece gidiyorum
fazLasIyLa yaLnIz
fazLasIyLa yorgun
fazLasIyLa kIrgIn
fazLasIyLa bIkkIn

we fazLasIyLa dönü$ü oLmayan imkansIz diyarLara gidiyorum
gerci bu eLweda da fazLa sana ya
neyse..

eLweda..

Jan. 2
No list items have been added yet.
by 
by 
by 
by 
by 
by 
More...
by 
by 
by 
by 
by 
by 
More...
No list items have been added yet.

ABDULKADİR's space

HAYAT her şeye ragmen yaşamaya deger